CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak; Yaptıkları zam değil, zulüm 

“TÜİK’in Makyajlı Verileriyle İşçinin Alınteri Gasbedildi” 

CHP Sözcüsü Öztrak, net asgari ücrete yapılan zammın ilk altı aydaki enflasyonun 13 puan altında olduğuna dikkat çekerek, “Bu yaptıkları zam değil, zulümdür. Zamlı asgari ücret şu haliyle, mevcut açlık sınırının 891 lira altındadır” dedi. Öztrak, TÜİK’in makyajlı enflasyon verileriyle işçinin alın terini gasbedildiğini belirterek, “İşte bu kul hakkı yemenin daniskasıdır” diye konuştu. 

TÜİK’in makyajlı rakamlarıyla sadece asgari ücretlinin değil, milyonlarca memur ve emeklinin kul hakkının da yendiğini söyleyen Öztrak, “TÜİK’e göre memur ve emeklilere yılın ilk altı ayı için 32,4 puan enflasyon farkı ödenmesi gerekiyor. Bağımsız iktisatçıların hesaplamalarına göre, bu yılın ilk altı ayında gerçekleşen enflasyon yüzde 71,4. Böyle bakılırsa, memur ve memur emeklisine ödenecek enflasyon farkı 59,4 puan. TÜİK ile ENAG arasında neredeyse iki kat fark var. İşte aradaki bu iki kat fark, TÜİK aracılığıyla yedikleri kul hakkıdır” değerlendirmesinde bulundu. Öztrak, iş başına geldiklerinde herkesin hakkını vereceklerini, vatandaşları enflasyona ezdirmeyeceklerini ifade etti. 

Kur Korumalı Mevduat için tek kalemde 21 milyar lira ödeyen Hükümetin, emekliye verilen bayram ikramiyesinin artırmamasını eleştirerek, şöyle dedi: “Emeklilerimiz 2018 Mayısında, eline geçen bayram ikramiyesiyle, tam 1.000 ekmek alabiliyordu. Şimdi 1.100 lirayla sadece 367 ekmek alabiliyor. Bu vicdansız, adaletsiz AK Parti iktidarı, emeklinin sofrasından 633 somunu çaldı. Gel de şimdi Neyzen Tevfik’in şu sözlerine hak verme: “Ekmek herkese yetecekti aslında. Tarlaya karga dadandı. Ambara fare. Fırına hırsız. Memlekete de harami.” 

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, bugün MYK gündemine dair düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi: 

Biraz önce acı bir haberle sarsıldık. Irak’ın kuzeyinde Pençe-Kilit Operasyonunda Uzman Çavuş Serhat Bal, teröristlerle girdiği çatışmada şehit oldu. Şehidimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Ailesine ve bütün Türk milletine sabırlar diliyoruz. Merkez Yönetim Kurulu toplantımız devam ediyor. Bugün gündemimizde, mutfakları kasıp kavuran, sofraların bereketini kaçıran, milyonlarca yurttaşımızı ezip geçen, enflasyon canavarı vardı. Hayat pahalılığıyla mücadeleyi, sürekli bir başka bahara erteleyen, liyakatsiz ekonomi yönetiminin beceriksizliği vardı. Ucube tek adam rejiminin felç ettiği, devlet kurumlarımızın hali ve yönetimdeki çürüme vardı. Bu sıkıntıları aşmak için altı siyasi partinin, bir araya gelmelerinin, milletimizin yaşadığı sıkıntıları, birlikte çözme kararlılığının, ülkemizin ufkunu aydınlatma iradelerinin, ne kadar kıymetli olduğunu da bu toplantımızda bir kez daha tespit ettik. 

Enflasyon en büyük halk düşmanıdır. Çok büyük bir hırsızdır. Vatandaşın cebini, mutfaktaki tenceresini boşaltır. Sarayın kibirlisi ve onun kifayetsiz şürekâsı, “Faiz sebep, enflasyon netice” diyerek, geçtiğimiz yılın Ağustos ayında, enflasyon canavarını azdırdı. Neticeyi gördük. Bunu hep tekrarlıyoruz. Çünkü son günlerde yine, enflasyonun müsebbibi kendileri değilmiş gibi, havaya bakıp ıslık çalmaya başladılar. Bu ülkede enflasyonu azdıran, dışarıdan gelen enflasyonu, içeride üçle çarpan saray yönetiminin yanlış politikalarıdır. Türkiye’deki enflasyonun sadece dörtte biri dünyadan, dörtte üçü ise çakma ekonomistten kaynaklanmaktadır. 

Geçtiğimiz Ağustos başında, Erdoğan millete ne vadetmişti? “Bundan böyle, enflasyonun daha yukarı çıkması mümkün değil, Ağustos ayı kırılma noktasıdır. Artık biz düşük enflasyona inşallah geçeceğiz.” Erdoğan bu sözleri sarf ettiğinde, ülkemizde enflasyon yüzde 19’du. Sadece Ağustos ayından Aralık ayına kadar yani 5 ayda geçtiğimiz yılsonunda yüzde 36 oldu. Düşecek dediği enflasyon sadece dört ayda, neredeyse ikiye katlandı. Bunlarda tabi TÜİK’in makyajlı verileriyle. TÜİK hükümetin talimatıyla, enflasyonu düşük göstermek için elinden geleni yapıyor. Verileri saklayıp, delil karartıyor. Bağımsız iktisatçıların kurduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) “Gerçek enflasyon, TÜİK’in hesapladığının en az iki katı” diyor. Hükümet ne yapıyor? Bu iktisatçıları mahkemeye vermeye kalkıyor. Enflasyon milletin cebini boşaltırken, hükümet de bu hırsızlığa ortak oluyor. 

Ama anlaşılan ENAG’ı mahkemeye vermek yetmemiş, şimdilerde TÜRK-İŞ’in yayımladığı açlık sınırlarına taktıklarını görüyoruz. Yakında TÜRK-İŞ’i de mahkemeye verip, “Bu verileri yayımlamayın” derlerse hiç şaşırmayın. Enflasyon yılbaşından beri, bu ülkede uzun süredir görmediğimiz bir hızla artıyor. 

Bugün Haziran ayı enflasyon verileri açıklandı. TÜİK’in ağır makyajlı rakamlarıyla; tüketici enflasyonu yüzde 79, üretici enflasyonu da yüzde 138. ENAG’a göre ise 12 aylık enflasyon yüzde 176. TÜİK’in üretici ve tüketici enflasyonu arasındaki fark 60 puan. Bu inanılmaz bir rekor… Böyle bir makası daha önce hiç görmedik. Yine Tüketici Enflasyonu, 1998 Eylül ayından bu yana, Üretici Enflasyonu ise 1995 Şubat ayından bu yana, en yüksek seviyeye çıktı. 27-28 yaşındaki gençlerimiz, üç haneli enflasyonla bu iktidar döneminde tanıştı. 

Erdoğan’ın millete vaatleri, birer birer yok olurken, Nebati Bakanı, geçtiğimiz Aralık ayında 6 aylık bir uykuya daldı. 6 ay sonra uyandığında da güya çok farklı noktalara gidecektik. Nebati Bakan daldığı uykudan uyandı. Baktı ki; paramız daha da pul olmuş, dış ticaret açığı azalmak bir yana her ay rekor kırmış, enflasyon cephesinde işler alt üst olmuş. Ondan sonra gel gör ki Nebati Bakan, o kadar uykuya rağmen, saçmalamaya devam etmiş. “Enflasyonu kontrol altına aldık. Cumhurbaşkanıma söz verdim. Aralık’tan sonra enflasyonun baz etkisiyle düştüğünü göreceğiz” demiş. İnsaf! Millette Aralık ayını bekleyecek hal kalmadı? Dereye su gelene kadar, kurbağanın gözü patlayacak. Bir de hiç sıkılmadan “Baz etkisiyle düşecek” diyor. Enflasyon baz etkisiyle, yani kendi kendine düşecekse, siz ne iş yapacaksınız? Anlaşılıyor ki Nebati Bakanın niyeti, yata yata bakanlığı bitirmek. 

Arjantin’in Ekonomi Bakanı, enflasyon yüzde 50’lerden, yüzde 60’a çıktı diye, birkaç gün önce istifa etti. Oysa Nebati Bakan’ın iş başı yaptığı günden bu yana, enflasyon yüzde 36’dan, yüzde 79’a sıçradı. Geçtiğimiz yıl Ağustos’tan itibaren, “Enflasyon düşecek” diyen reisleri ise tahminlerini hiç tutturamadı. Ama bizdeki kifayetsiz bakanlar, reisleri koltuklarına sıkı sıkı yapışmış kalkmıyorlar. Murathan Mungan’ın dediği gibi, “Bu ülkede her şey olabilirsiniz; ama rezil olamazsınız.” Baz, maz diyerek saçmalayıp durmayın. Bu işi beceremediniz. Elinize, yüzünüze bulaştırdınız. Kabul edin. İşi ehline teslim etmek için, milletin önüne sandığı derhal getirin. 

Enflasyon, tüm fiyatların beraberce ama farklı hızlarda yarışıdır. En arkada kalan fiyat, en öndeki fiyatı yakalamak için hızla koşmak ister. Yüksek enflasyon dönemlerinde, en öndekine yetişme imkânı olmayan, tek bir tane fiyat vardır. O da emeğin fiyatıdır. Yani ücret ve maaşlardır. Bu nedenle yüksek enflasyon dönemlerinde, emeğin milli gelirden aldığı pay düşer, sermayenin payı artar. Bugün Türkiye’de olan tam da budur. TÜİK’in makyajlı rakamlarıyla, bu yılın ilk altı ayında gerçekleşen enflasyon yüzde 42,4. Gıda fiyatlarındaki artış yüzde 47,6. Ulaştırma fiyatlarındaki artış yüzde 58,3. Elektrik, gaz ve diğer yakıtlardaki artış yüzde 72. Ama asgari ücrete yapılan ara zam, yüzde 29,3. Güya adında Adalet olan bir partinin, adaleti işte bu!

Bu arada çakma ekonomistin, ya matematiği zayıf, dört işlem yapma yeteneğini yitirmiş. Bu nedenle yüzde 29,3 zammı, yüzde 25 diye açıkladı. Veya da, Saray şürekâsı içinde en kibirlisi, en adaletsizi o. Aklı Madrid’e giderken, “Asgari ücreti yüzde 25 artırın” diye verdiği talimatta kalmış. Dönünce de aklında kalanı söylüyor. Ama evdeki hesap çarşıya uymamış. Asgari Ücret Tespit Komisyonu biraz daha insaflı çıkmış yüzde 29,3 zam vermiş. Kulağına fısıldanınca da, “Yüzde 30 zam” diyor. Şu hesaba bir daha baksın, net asgari ücrete yaptıkları zam, ne yüzde 25, ne de yüzde 30. Yapılan zam tamı tamına yüzde 29,3. Yani ilk altı aydaki enflasyonun 13 puan altında. Ama ne olursa olsun, AK Parti Genel Başkanı o kadar çaresiz ki; asgari ücretliyi enflasyona ezdiren bir zam oranını dahi, Çalışma Bakanına bırakmayıp kendisi açıklıyor. Ama ha Ali açıklasın, ha Veli… Bu yaptıkları zam değil, zulümdür. Zamlı asgari ücret şu haliyle, mevcut açlık sınırının 891 lira altındadır. 

Önümüzde de koskoca bir altı ay daha vardır. Emekçiye, işçiye yapılan hak mıdır, reva mıdır? Sevgili Peygamberimiz ne buyuruyor? “İşçinin ücretini alın teri kurumadan ödeyiniz.” Bunlar bıraktık alın teri kurumadan, işçinin hakkını vermeyi, TÜİK’in makyajlı enflasyonuyla, işçinin alın terini gasbediyorlar. İşte bu kul hakkı yemenin daniskasıdır. 

Bir tek asgari ücretlinin kul hakkını değil TÜİK’in makyajlı rakamlarıyla, milyonlarca memur ve emeklinin kul hakkını da yiyorlar. 2022’nin ilk yarısında, memur ve emeklilere yüzde 7,5 zam yaptılar. Yılın ilk altı ayında gerçekleşen enflasyon, yüzde 42,4. TÜİK’e göre memur ve emeklilere yılın ilk altı ayı için 32,4 puan enflasyon farkı ödenmesi gerekiyor. Bağımsız iktisatçıların, ENAG’ın hesaplamalarına göre, bu yılın ilk altı ayında gerçekleşen enflasyon yüzde 71,4. Böyle bakılırsa, memur ve memur emeklisine ödenecek enflasyon farkı, 59,4 puan. TÜİK ile ENAG arasında neredeyse iki kat fark var. İşte aradaki bu iki kat fark, TÜİK aracılığıyla yedikleri kul hakkıdır. Biz uzunca bir süredir bu fark nereden kaynaklanıyor diye soruyoruz. Buna cevap verecekleri yerde TÜİK madde sepetini açıklamaktan vazgeçti. Verileri saklamaya başladı, delil karartıyor. TÜİK rakamları istediği kadar eğip, büksün, millet enflasyonu biliyor; hayat pahalılığını da yaşıyor. Artık bıçak kemiği deldi, geçti. Yurttaşlarımız TÜİK’i ve hükümeti protesto için, faturalarını, fişlerini toplayıp TÜİK’e gönderiyor. Peki milletimiz haksız mı? 

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.